03 Haziran 2009 Çarşamba

adalet bakanlığı memur alımı

Adalet Bakanlığına, 12 bin zabıt katibi ve infaz koruma memuru, bin 300 de kadrolu personel alınacak.


Adalet Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, yargı hizmetlerinin adil, etkili ve hızlı bir şekilde sunulmasını sağlayacak politikaları geliştirmek ve uygulamanın Bakanlığın görevi olduğu belirtilerek, mahkemelerin adalet dağıtma hizmetini en iyi şekilde yerine getirebilmesinin, hakim ve Cumhuriyet savcılarının yanı sıra yardımcı personelin yeterli sayıda olmasına bağlı olduğu vurgulandı.

Artan iş yükü karşısında, hakim ve Cumhuriyet savcısı sayısının yetersiz olması ve yardımcı personel eksikliğinin, yargının yavaş işlemesine, adaletin gecikmesine ve telafisi zor hak kayıplarına yol açtığına işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

'Önümüzdeki süreçte yeni adliyelerin hizmete girmesi ve bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçirilmesi planlandığından mevcut personel açığının giderilmesinin yanında ek personele de ihtiyaç duyulmaktadır.

Ayrıca yaklaşık 112 bin tutuklu ve hükümlünün kaldığı ceza infaz kurumlarında, çağdaş bir infaz sisteminin uygulanması, yeterli ve nitelikli personelin bulunmasını gerektirmektedir. Ancak artan hükümlü ve tutuklu sayısı karşısında infaz koruma memuru sayısının yetersiz kalması, cezaevlerinde çeşitli sorunlara neden olmakta, iyileştirme önlemlerinin uygulanmasını zorlaştırmaktadır.'

13 BİN 300 PERSONEL

Adalet hizmetlerinin adil, etkili ve hızlı bir şekilde yerine getirilmesi ve yargının gecikmesinden kaynaklanan mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla Bakanlıkça bu yıl içinde toplam 13 bin 300 personelin alınacağı bildirilen açıklamaya, şöyle devam edildi:

'Bu kapsamda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi uyarınca, 2009 yılında ilk defa istihdam edilmek üzere Haziran ve Temmuz aylarında 3 bin zabıt katibi ve 3 bin infaz koruma memuru olmak üzere toplam 6 bin sözleşmeli personel alınacaktır. Bunun dışında yine bu yıl Ekim ve Kasım aylarında da 3 bin zabıt katibi ve 3 bin infaz koruma memuru olmak üzere 6 bin personelin daha alınması planlanmaktadır. Bunlara ek olarak, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'na göre Bakanlığımıza verilen açıktan atama izni çerçevesinde çeşitli unvanlarda bin 300 kadrolu personel alınacaktır.

Sözleşmeli personel alımında ve açıktan atamalarda, daha önce memur alımlarında uygulanan sistem uygulanacak ve personel ihtiyacı bulunan illerdeki Adalet Komisyonlarınca sınavlar yapılacaktır. Bu sınavlara, 2008 KPSS sınavının ilgili puan türünde 70 ve üzerinde puan alan adaylar başvurabilecektir. Zabıt katipliği ve infaz koruma memurluğu için aranan genel ve özel şartlar yapılacak ilanlarda belirtilecektir.'

Açıklamada, personel alımına ilişkin başvuru şartları, yerleri ve tarihleri hakkında ayrıntılı bilgilerin, en kısa sürede Adalet Bakanlığının 'www.adalet.gov.tr' adresli internet sayfasında yer verilecek ilanlarla duyurulacağı belirtildi. (gazeteport.com)

26 Mayıs 2009 Salı

EN KORKUNÇ ŞEY BİRİNİ SEVMEK...

Her gelen; beraberinde, bir gün gidecek olduğu gerçeğini de getirir. Belki de bu yüzden kimileri, kimsenin gelmesini istemeyecektir. Bir gidişe daha dayanamayacağı için zamanı çalı çırpıyla, çaputlu bir karışıklıkla, mühim işler kalabalığıyla, ufak tefek heyecanlarla, figüran kalplerle dolduracaktır. Çünkü insanı, birini sevmeden önceki halinden çok daha yalnız bırakır birinin gitmesi… Belki de bir öncenin olduğunu unutabilir kişi. Sabah nasıl kalkardın sen o gelmeden önce? Gece ne yapardın o hiç yokken? Sen kimdin ki zaten? Nasıl bir şeydin ki sen? İnsan, kendinin ne olduğunu bile unutabilir bazen… Birini sevmek sizce de çok korkunç bir şey değil midir sırf bu yüzden?... Ya da belki de hiç gitmez, hiç bitmez… İnsanlar nasıl bundan korkmaz? Düşünsenize, bir ömürde sadece bir hayat !… Başladığı gibi bitecek bir hikaye, başından sonuna.. Serim, düğüm, sonuç ve güle güle; bütün bir hayat tek bir kişiyle… Oysa hayat, tek bir hikâyeden ibaret olamayacak kadar geniş ve derindir herhalde.. tek birini sevmekle nihayet bulacaksa hayatın.. Düşünsene, elindeki tek bir hayatı, birine, bütün dünya kalabalığı içinde bir tek kişiye vermek… Yok yok… Dünyanın en korkunç şeyidir birini sevmek… İnsan kendi gözünden çıkan ışığı görür, gözünün parladığını bilir. O seviyor diye kendini seversin birden, gün boyu pamuklar içinde… Kötü rüya gördüğünde uyanıp hemen.. Sonra uyuyuverirsin daha o “Geçti geçti..” derken… Komik şeyler olur evin koridorlarında, tam günün beklenmedik bir noktasında. “Ben şimdi ne yapayım” dersin, insanlıkla baş edemediğin anlarda. Hiç olmazsa, evde bir nefes olur. Sabah kalktığında komik rüyanı anlatacak biri. Kahvaltıda iki yumurta. Uzun yolculuklardan döndüğünde evde yanan kombi. “Yorgunum” diyecek biri…. Bunlar olmadığında… Bilirsiniz işte… Tepside kahvaltı… Demlikte hep arta kalan çay… Uykuya dalarken kulak tırmalayan kendi nefesinin sesi.. Bir gün yalnız ölme endişesi… “Ben nasıl yaşıyordum ondan önce?” tedirginliği…. Evet evet… Dünyanın en korkunç şeyidir sevmek birisini...

DÜZELECEK TEK ŞEY KENDİNSİN...

Düzeltebileceğin tek şey kendinsin. Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı. Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur. Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle. Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır. Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir. Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir. "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm. Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir. Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla. Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim. Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven. Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmamasıgerekiyordu. Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor. Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme! Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir. Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder. İnsanin tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır: Kendisi...

DUDAKLA BARDAK ARASI...

Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala ; - Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! deyivermiş. Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretnmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak: - Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin ? diye sormuş. Köle şöyle cevap vermiş: - Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem! Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırmalış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş. Kral ve domus arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi dişleriyle, Sisam kralının karını yarıp ölümüne sebep olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmis.. Şu söz olayı güzel bir şekilde ifade ediyor: 'Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip degil ise ne gelir elden?' Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asılın onlara tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır.. Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın.Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Dün tarih oldu... Yarın bir sır... Bugünün kıymetini bilin.

Zirve100 Toplist